Dinde mendup ne demek ?

Pullu

Global Mod
Global Mod
Dinde Mendup Ne Demek? “Yapsam Sevap mı, Yapmasam Başım Belaya Girer mi?” Meselesi

Dini kavramlar arasında bazıları vardır ki insanın karşısına çıktığında zihinde küçük bir trafik kazası yaşatır. “Mendup” da bunlardan biri. Kelimeyi ilk kez duyan kişi doğal olarak “Bu mendil mi, menü mü, yoksa yine Arapçadan gelip kafamızı karıştırmaya karar vermiş başka bir kelime mi?” diye düşünebilir. Oysa mendup, İslam hukukunda oldukça anlaşılır ve günlük hayata da dokunan bir kavramdır.

En kısa haliyle söyleyelim: Mendup, dinen yapılması güzel ve teşvik edilen, yapılması sevap kazandırabilecek; ancak terk edilmesi günah sayılmayan davranıştır.

Buradaki ince ayrıntı önemli. Çünkü mendup ile farz, vacip ve sünnet gibi kavramlar aynı ağırlıkta değildir. Dini hükümlerin derecelerini birbirine karıştırınca “Bunu yapmadım, acaba günaha mı girdim?” şeklinde gereksiz bir vicdan muhasebesi başlayabiliyor.

Mendup tam olarak bu noktada biraz nefes aldıran bir kavramdır. Dini açıdan güzel bir davranışı teşvik eder fakat kişiyi “Bunu kesin yapmalısın, yoksa sorumlusun” baskısına sokmaz.

Mendup Kelimesinin Dini Anlamı Nedir?

“Mendup” kelimesi Arapça kökenlidir ve genel olarak teşvik edilen, yapılması istenen veya güzel görülen davranış anlamında kullanılır.

İslam hukukunda mendup, kişinin yaptığı zaman Allah katında sevap kazanmayı umduğu, fakat yapmadığı zaman günahkâr olmadığı fiilleri ifade eder.

Burada önemli olan nokta şudur: Mendup, “önemsiz” demek değildir.

Bazen günlük konuşmalarda “Nasıl olsa zorunlu değilmiş, demek ki pek önemli değil” gibi bir sonuç çıkarılıyor. Oysa mesele böyle değildir. Bir davranışın farz olmaması, onun manevi açıdan değersiz olduğu anlamına gelmez.

Mesela bir insan ihtiyaç sahibi birine yardım ettiğinde bunu yapmak zorunda olmadığı halde iyilik yapmış olur. Bu davranışın değeri, sırf “zorunlu” kategorisinde bulunmamasından dolayı ortadan kalkmaz.

Hatta İslam ahlakında kişinin gönüllü olarak yaptığı iyiliklerin önemli bir yeri vardır. Zorunluluk ile gönüllülük arasındaki fark da burada ortaya çıkar.

Bir şeyi yalnızca mecbur olduğumuz için yapmakla, hiçbir zorunluluk yokken iyilik amacıyla yapmak aynı psikolojik deneyim değildir.

Mendup ile Farz Arasındaki Fark Nedir?

İşin en çok karıştırılan taraflarından biri burası.

Farz, dinen kesin olarak yapılması emredilen fiilleri ifade eder. Farz olan bir ibadeti bilerek terk etmek dini açıdan ciddi bir sorumluluk doğurur.

Mendup ise yapılması teşvik edilen fakat terk edilmesi günah olmayan davranıştır.

Bunu günlük hayattan basit bir örnekle düşünelim.

Bir evin elektrik faturası farz gibi zorunlu bir ödeme olsun. Ödemediğinizde sonuç doğar. Kimse “Bugün içimden gelmedi, elektrik şirketine karşı romantik bir mesafe koydum” diyerek meseleyi çözemez.

Mendup ise daha çok size sunulan güzel bir fırsat gibidir. Değerlendirirseniz manevi kazanç elde edersiniz; değerlendirmediğinizde ise “Bu fırsatı kaçırdım” dersiniz ama aynı kategoride bir dini yükümlülük ihlali söz konusu olmaz.

Elbette bu örnek yalnızca kavramı zihinde canlandırmak içindir. Dini hükümlerin ayrıntıları konusunda mezhepler ve fıkıh kaynakları arasında farklı değerlendirmeler bulunabilir.

Mendup ile Sünnet Aynı Şey mi?

Burada da küçük ama önemli bir ayrım var.

“Mendup”, “müstehap”, “nafile” ve “sünnet” gibi kavramlar bazı kaynaklarda birbirine yakın anlamlarda kullanılabilir. Ancak fıkıh terminolojisinde her kavramın kullanıldığı bağlam ve mezhebe göre farklılıklar görülebilir.

Özellikle klasik fıkıh kitaplarında terminoloji konusunda tek bir cümleyle bütün ayrıntıları açıklamak mümkün değildir.

Örneğin Hanefî fıkhında müstehap kavramı genellikle yapılması güzel görülen, teşvik edilen fiiller için kullanılır. Mendup da birçok bağlamda bu anlam alanıyla ilişkilidir.

“Sünnet” ise Hz. Muhammed’in sözleri, davranışları ve onayları anlamında çok daha geniş bir kavramdır. Fıkıhta ise belirli davranışların dini hükmünü ifade etmek için ayrıca kullanılabilir.

Dolayısıyla “Her sünnet kesin olarak menduptur” veya “Mendup olan her şey birebir sünnettir” şeklinde fazla hızlı genellemeler yapmak doğru olmayabilir.

Dini terminolojide bazen bir kelimenin sözlük anlamı ile fıkıh terimi olarak anlamı arasında ciddi farklar bulunur. Bu nedenle kavramları güvenilir ilmihal ve fıkıh kaynakları üzerinden değerlendirmek en sağlıklısıdır.

Mendup Olan Bir Şeyi Yapmazsam Günaha Girer miyim?

Kavramın en rahatlatıcı tarafı tam da burada ortaya çıkıyor.

Mendup olan bir davranışı yapmamak, tek başına kişiyi günahkâr yapmaz.

Fakat kişi yaptığı zaman sevap kazanmayı umabilir.

Bu ayrım, dinî hayatı “ya hep ya hiç” şeklinde görmemek açısından da önemlidir.

İnsan her gün aynı enerjiyle yaşayan bir robot değildir. Bir gün ibadetlerine daha fazla yoğunlaşabilir, başka bir gün yorgunluk, iş, ailevi sorumluluklar veya başka meşguliyetler nedeniyle daha az şey yapabilir.

Mendup kavramı, gönüllü iyiliklerin değerini korurken zorunlu ibadetlerle gönüllü davranışlar arasındaki sınırı da belirlemeye yardımcı olur.

Mesela bir insan sırf sevap kazanma niyetiyle ekstra bir iyilik yaptığında bunu küçümsememek gerekir. Aynı şekilde bunu yapamadığı için kendisini gereksiz biçimde suçlaması da doğru değildir.

Dinin bütününü yalnızca “Bunu yapmazsam günah olur mu?” sorusuna indirgemek de biraz hayatın muhasebe programına dönüşmesine neden olabilir.

Her şeyin bir puan tablosu varmış gibi düşünmek yerine, ibadet ve ahlakın insanın karakterini nasıl şekillendirdiğine bakmak daha anlamlıdır.

Erkekler ve Kadınlar Dini Konulara Farklı mı Yaklaşır?

Burada klişelere dikkat etmek gerekiyor. “Erkekler mantıkla, kadınlar duyguyla hareket eder” gibi cümleler kulağa kolay geliyor ama gerçek hayattaki insan çeşitliliğini açıklamaya yetmiyor.

Bir erkek dini bir meseleyi son derece empatik ve ilişki merkezli değerlendirebilir. Bir kadın ise “Peki bunun hükmü tam olarak nedir, kaynak ne söylüyor?” diyerek son derece sistematik ve çözüm odaklı davranabilir.
 
Üst